Osmanlı Medreselerinde Tartışma Metodolojisi

Bunu Paylaş

Eyü fehm eyle dersin, eyle ezber. Mükerrer et, mükerrer et, mükerrer. İshak Efendi A. Hadi ADANALI* Anahtar Kelimeler: adab, adabu”l-bahs, mantık, münazara, tartışma, delil, eleştiri.  Osmanlı medreselerinde eğitim ve öğretimin genelde ezber ve tekrara dayandığı sık sık iddia edilir. Yukarıdaki mısralarda da veciz bir şekilde ifade edilen bu görüş tam…

Okumaya Devam Et

Bunu Paylaş

Osmanlı Devleti’nde Eğitim Hizmetlerinin Finansmanı

Bunu Paylaş

                                 Tahsin ÖZCAN* Modern devlet maliyesinin üstesinden gelmekte zorlandığı konuların başında eğitim hizmetlerinin finansmanı meselesi gelmektedir. Temel eğitimden yüksek dereceli okullara kadar her seviyede eğitim faaliyetlerinin yürütülmesi için gerekli finansmanın sağlanması devlet bütçelerine büyük bir yük oluşturmaktadır.1 Bu nedenle, ek vergi ve fonların ihdası ya da eğitim hizmetlerini fiyatlandırmak suretiyle…

Okumaya Devam Et

Bunu Paylaş

Osmanlı Döneminde Bir İmparatorluk Dili Olarak Türkçe

Bunu Paylaş

                                      Gy. HAZAİ* Anadolu”da 13. yüzyılda ilk yazılı ürünlerini vermeye başlayan Türk dilinin sonraki yüzyıllar boyunca görülen gelişmesinin çeşitli cepheleri hakkında şimdilik elimizde ne kadar bilimsel incelemenin var olduğunu huzurunuzda hatırlatmak gereksizdir sanırım. Bu değerli eserlerin, kitapların ve makalelerin sayesinde Batı-Oğuz kökenli bu dilin gelişmesi, yani geniş bir sahaya yayılması,…

Okumaya Devam Et

Bunu Paylaş

Osmanlı’da Tasavvufi Hayat

Bunu Paylaş

Dr. Necdet YILMAZ A – XVII. Yüzyıla Kadar Tasavvuf İslâm dîninin, doğuşunu takip eden kısa süre içerisinde büyük coğrafyalara yayılmasının ana etkenlerinden biri -belki de birincisi- bu dinin bünyesi içinde barınıp gelişen tasavvuf cereyanı olmuştur.[1] “İlk devirlerden itibaren İslâm’ın özüne inerek, onu en iyi şekilde anlayıp, duygu, düşünce ve davranışlarını…

Okumaya Devam Et

Bunu Paylaş

Osmanlı’da Meşayıha Sağlanan İmkanlar

Bunu Paylaş

Dr. Necdet Yılmaz Osmanlı toplumu, hukukî bakımdan “askerîler” ve “reâyâ” olmak üzere iki sınıfa ayrılmakta idi. Askerîler bugünkü anlamda devlet görevlileridir; bunun göstergesi de pâdişahın verdiği berat ve bu beratta gösterilen görev karşılığı vergi muafiyetidir. Kısaca devlet görevlilerinin tümüne birden “askerî” denilirdi. Bu sınıfı; Dîvân-ı Hümâyûn üyeleri, ehl-i örf, ehl-i…

Okumaya Devam Et

Bunu Paylaş