ABD’ye Deve Tezkeresi de vermiştik

Bunu Paylaş
Osmanlı, 1855 yılında Meksika ile savaşan ABD’nin 30 deve talebine ilişkin tezkereyi hiç beklemeden çıkardı.
Abdülmecit Han, 30 devenin yanı sıra ABD’ye 4 deve de hediye etti. Meksika ile 1855 yılında savaşan ABD, çöl şartlarında nakliye işlerinde kullanılmak üzere Osmanlı Devleti’nden 30 deve talep etti. Meksika sınırında bulunan birliklerine iaşe ve ikmal yardımı yapamayan ABD Hükümeti, bu konuda Osmanlı Devleti’nden talepte bulundu ve talebe bir cevap gelmesini beklemeden nakliye gemilerini İstanbul’a gönderdi. Dönemin Sadrazamı Fuat Paşa, ABD’nin bu talebi üzerine Sultan Abdülmecit’e bugünkü anlamda Başbakanlık tezkeresinin karşılığı olan bir tezkere-i seniyye (sadrazamlık tezkeresi) gönderdi ve 30 devenin ABD’ye gönderilmesi için yetki istedi.
Aynı gün onaylandı
Abdülmecit Han, aynı gün tezkerenin altına irade-i seniye (Padişah onayı) koyarak, ABD’ye ikisi erkek, ikisi dişi olmak üzere 4 adet de deve hediye edilmesine karar verdi. ABD’nin istediği 30 deveyle birlikte, 4 hediye devenin gönderilmesi de tezkereye eklenirken, tezkerelerin ayrı ayrı hazırlanması gibi bir sıkıntı yaşanmadı. Abdülmecit Han, ABD’nin 30 deve talebi ile 4 hediye deveye ilişkin tezkereyi birleştirerek onayladı.
Tezkerenin metni
 Sadrazam Fuat Paşa tarafından hazırlanan ve Padişah Abdülmecit tarafından onaylanan tezkerenin metni şöyle: “Amerika Devletleri’nde deve kullanılmasına karar verilerek 30 re’es devenin celbi zımnında Devlet-i müsarünileyha tarafından Dersaadet’e bir sefir gönderilmiş olduğundan bir çift erkek ve bir çift dişi deve olmak üzere iki çift devenin itsı iltimasına dair sefaredin varit olan bir kıta tahriratı tercümesinin hulasası menzuru şehinşahi buyrulmak için arz ve takdim olundu.”
Develer tarih yazdı
ABD, bugünkü pek çok güney eyaletini aldığı savaşta, askerlerine iaşe ve ikmal desteğini Osmanlı’nın develeri sayesinde sağladı. Motorlu taşıtların henüz yaygın olarak kullanılmadığı ve çöl şartlarında ulaşımın güçlükle sağlandığı dönemde Osmanlı develeri ABD’liler için adeta kurtarıcı oldu. Tarihçilere göre, ABD’nin savaşı kazanmasında Osmanlı develeri büyük rol oynadı.
Kaynak: İnternet Haber
‘, ‘2003-03-23 00:00:00’, 8288, 11, 1, 1, ”); (125, ‘ABD”ye Dostluk Hatırası ‘, ‘
Hattat Abdülbâri Mert[1]
9 Şubat 1853 (29 Rebiu”1 âhir 1269) tarihinde ABD Sefareti”nden Bâb-ı Âli”ye bir yazı gelir. Bu yazı George Washington”un hâtırasını yaşatmak amacıyle Washington Şehri”nde yapılmakda olan âbide için bir kitabe talebini ihtiva etmekteydi. Adı geçen anıt bugün Washigton”un aşağı-yukarı merkezindedir. Mimarı Robert Mills (1781- 1855). Bulunduğu yer The Mall (gezinti yeri) adıyle bilinir. Ebediyet ifade eden eski bir Mısır sembolüdür (obelisk). Temeli 1848”de atılmış, araya giren iç harb vesâir sebeblerle inşaat 1885”de ikmal olunup ancak 1888”de ziyarete açılabilmiştir.
 Temel kısmında eb”adı 16,8×16,8 metredir. İnşaatta 36000 blok mermer ve granit kullanılmıştır. Bunların toplam ağırlığı 81200 ton olup uzunluğu 169 metre (550 feet)dir. 897 basamak ve 50 katı haiz olan bu âbidede çeşitli ülkelerden, ABD eyaletleri ve şehirlerinden ve bazı şahıslardan gelen 198 adet plaka ve kitâbe vardır. Bu plaka ve kitâbelerin konmasına 1850”lerden itibaren başlandı. 1909”da sayısı 177 olan bu kitâbelerin sonuncusu 1982”de konmuştur. Değeri bir kaç milyon dolar olarak ifade edilen bu plaka Alaska Eyaleti”ne ait olup tamamı yeşimden mamuldür[2].
 l909”da bu anıtı ziyaret eden Mehmet İhsan Bey “Washington Âbide-i Milliyesi ve Cennetmekan Abdülmecid Han Merhum”un Bergüzâr-ı Hümâyunları” adlı makalesinden bazı bilgiler şöyledir: “…Katlara üçer -beşer aded olmak üzere yerleştirilen bu taşların herbiri nukûş ve mahkûkât-ı nefise ile müzeyyen ve Washington hakkında gâyet sâde bir takım ibârât-ı ihtirâmiyeyi hâvidir… Dahilden gönderilen taşların çoğu meşhur muharebe meydanlarından çıkarıldığı gibi haricden ihdâ olunan taşların ekserisi de ehemmiyet-i mahsûsa-i tarihiyeyi hâiz âsâr-ı atikadan ihrac ve nakl olunmuştur. . . Meşhur İskenderiye Kütübhanesi, Napolyon”un Mezarı,İsviçre”de Guilliom Tell Kilisesi, ve Afrika”nın Kartaca Harâbeleri… Abdülmecid Han”ın ihdâ kerdesi olan ..bergüzâr âbidenin onyedinci katında mevki-i ihtirâma vaz” olunmuş ve tarafeynine Bremen, Brezilya, Siyam, İsviçre hükumetlerinden gönderilen taşlar ve zîrine tesâdüf eden mahalle dahi Yunanistan”ın Partenon Harâbe”sinden getirilen mermer yerleştirilmiştir.” [3]
 Bu kitâbeyi M.İhsan Bey”den 89 sene sonra görüp inceleyen gazeteci Ayşe G. Tunceroğlu da eseri kısaca şöyle anlatıyor: “Yerden 58 metre yüksekteyken karşımıza tanıdık bildik bir levha çıkar. Aynı duvarı paylaşdığı altı kitâbe arasında üstte, ortada ve ötekilerden farklı bir üslûbda… 198 levha arasında alfabesi, yuvarlak hatların belirlediği üslûbu ile farklı ve tek. Fakat bir başka husus ile de farklı ve tek. Diğerleri G. Washigton”u selamlayıp… saygılarını dile getirirken, Sultan Abdülmecid”in hediyesinin iki satırlık yazısında  gururlu ve hâkim bir eda ile Washington”un değil padişahın medh u senâsı yapılıyor. Dostluğumuzun devamı için Abdülmecid Han”ın temiz adının Washigton”da bu uzun taşa yazıldığı dile getiriliyor. Nâzik fakat mağrur…nicedir kaybettiğimiz bir üslûb. Büyük devlet olmakla alâkalı bir üslûb. Hiç ummadığım bir yerde.. bulduğum bu üslûbu… dünyada tekrar ne zaman yakalatacağız acabâ ? “[4]
O Yılların Cemâhir-i Müctemiası:
1853”lerin ABD”si kısaca söyle idi. Amerika, California hariç hepsi doğuda bulunan 31 eyaletden meydana geliyordu. Yüzölçümü 3 905 480 kilometre kare[5], nüfusu takriben 26 500 000 idi[6]. ABD o zaman Devlet-i Aliyye”ye nazaran küçük bir devlet sayılıyor ve Îstanbul”da ancak maslahatgüzar seviyesinde temsil edilebiliyordu.[7]
Îki meşhur imza:
 Bu kitâbe tezyinatı bakımından Osmanlı değil ise de yazısı itibariyle tam bir Osmanlı eseridir. Hatta bu eserin en şanssız tarafı bu kadar kalabalık bir tezyinatın içinde boğulmuş olmasıdır. Kitâbenin simetrisi bile bozuk. Hele bu yazı zarâfeti, sâdeliği ve alabildiğine nârin yapısıyle Nesta”lik ise bu kadar süs hiç de kabule şâyân değildir. Yazının daha büyük eb”adda yazılması pekâla mümkün olduğu halde bu ebatta yazılması da ayrıca hayreti mûcibdir. Kitâbede yer alan Nesta”lik -ki bizde umumiyetle ta”lik diye bilinir- beyti en büyük hattatlarımızdan Kadıasker Mustafa Îzzet Efendi ( 1801-1876 ) yazmıştır. Tuğra ise o tarihde merhum olan Haşim Efendi”nin bir kalıbından istifade olunarak hakk edilmiştir. Bu tuğranın hattatı ile ilgili olarak İbrahim Baybura”nın naklettiği Ahmet Rakım ismi gerçeği yansıtmamaktadır[8]. Bu eseri yerinde inceleme imkânı bulan değerli hat tarihçisi Prof. Dr. M. Uğur Derman Bey tuğradaki imzanın Haşim efendi”ye ait olduğunu söyleyerek hat camiasında tartışılan bu konuya son noktayı koymuştur. Öyle sanıyorumki bu eser oraya gittiği günden bu yana ilk def”a Uğur Bey gibi hat diline âşina birisi tarafından ziyaret edildi. Ancak bu tuğra ile ilgili olarak yine de bir şey söylemek gerekirse o da şudur: Tuğranın en yukarısında bulunan kısım -ki bunlara tuğ denir- biraz kısa olmuş. Bu da hazır bir kalıbdan yararlanmak arzusunun tabii bir sonucudur.
Kaynaklara müracaat:
 Bu makaleye kaynak ararken 1974-1977 yıllarında tezhib derslerine devam ettiğim merhum Süheyl Ünver Bey”in bir sohbetinde Amerika seyahatinden söz ettiğini hatırladım Aradığımı bulacağım ümidi ile Süleymaniye Kütübhanesi”ne gittim. Amerika seyahatlerini not ettiği sekiz defteri gözden geçirdim ise de bu esere dâir önceden herhangi bir bilgiye sahip olmadığını gördüm. Hatta anıtın yanına kadar gittiği halde çıkmamış. Bununla ilgili olarak da 9 Nisan l959” da defterine şunları yazmış: “O gün Ramazan bayramının birinci günü idi. Bayram namazı kılmak için önce Washington Câmi-i Şerifi”ne gittik ama namaza yetişemedik. Şehri gezmeğe başladık… şehirde Kongre binası ve muazzam kütüphanesinin yanından ve önündeki parkların içinden geçerek doğru Washington Âbidesi”nin önüne geldik. Herkes bu kuleye çıkmak için sıra bekliyordu. Biz arabadan inmedik ve üstüne çıkma arzusunu da izhar etmedik. . . ” Daha sonra kendileri Newyork”da iken 15 Haziran l959 tarihli ve Uğur Derman imzalı İstanbul”dan gelen bir mektubdan bahisle özet olarak şu notu düşmüş: “İstanbul”da Amerikan Haberler Merkezi”nde 150 yıllık Türk-Amerikan dostluğu sergisine gittim. Buradaki fotograflardan biri beni alâkadar etti. Mahiyetini size yazıyorum.Washington”a geçdiğinizde bulurmusunuz bilmem ? Belki de bulmuşsunuzdur hocam. 1853”de Washigton Âbidesi”ne buradan bir mermer gönderilmiş. . . Birinci mısraın ikinci kelimesini fotografda pek okuyamadım. Belki başka bir kelimedir.” Doğrusu Washington”da Kadıasker Efendi”nin mermer üstünde mahkuk ta”lik bir yazısının olacağı hatırıma gelmezdi. Ben bu âbidenin yanına kadar gittim. Fakat hâtıra kitâbeler yüksekde olduğundan farkedemedim. Bunu da Türkiye”de Uğur Bey”den öğreniyorum ki buna doğrusu çok sevindim. Ve onun dikkatine hayran kaldım. Bahtiyar olsun.[9]” Merhum Hoca”nın bu kitâbeyi görmemesi benim için de ciddi bir kayıp. Şayet görse idi bu makaleyi bulanık fotograflara bakarak değil de bizzat karşısında oturup yazmış gibi olacaktım.
Birinci sınıf bir eser:
 Bu kitâbe ile ilgili olarak şu hususun bilinmesi gerekir. O da, yazısı itibariyle orada bulunan kitâbelerin en değerlisi olmasıdır. Çünki gerek antik, gerekse çağdaş yazılardan- bu yazı hariç- hiç birinin sanat değeri yokdur. Dünyada mevcut yazılar içerisinde tek sanat yazısı budur. Bu yazının dışındaki yazılara sadece güzel yazı denir. Bu yazıda hiç bir mühendislik aleti kullanılmaz. Bütün ma”rifet yazanın eli ve gözündedir. Bu iddia birinci derecede Sülüs, Celi Sülüs, Nesih ile Nesta”lik ve celisi içindir. Diğer tarafdan harflerin çok çeşitli ve çok şıklı olmaları, sanatkârın hayalgücü ile de imtizac edince ortaya muazzam bir imkân çıkmakda…” Bu harflerin tabiattaki hiçbir şeyle benzerliği yokdur. Bundan dolayı sanatkâr bütün dikkatini hür olarak yazıya yöneltir…Bunun için tekniği, prensipleri, metodları en ince ayrıntılarına kadar tesbit edilen tek sanat kolu belki de bu yazıdır. Hattat dış gerçekle ilgilenmez. Sanatın teknik zaruretleri hâriç kendisini hiçbir şeye bağlı hissetmez. . . dehâsını hür olarak kullanır. Bu yazıda harfler birbirinden farklı sonsuz sayıda istif ibdâsına izin vermekde, hiç direnmeden ve asli değerlerinden de birşey kaybetmeksizin nice şekillere girebilmektedir. Her harfin noktalarla tesbit edilmiş ölçüleri vardır ve güzel olan bir harf mutlaka bu ölçülere uygundur”.[10] Eli sağlam, muhayyilesi de zengin olan bir hattatın bu harflerle ne muhteşem eserlere imza atabileceğinin en büyük şahidi ise son beş asırlık hat tarihimizdir. Hele kitâbede yer alan Tuğrâ ise bu iddiayi isbat için kâfi bir delildir. Tekâmülünü 500 seneye borçlu olan Tuğra bütün grafik ve stilize kavramlarını alt-üst edecek muhteşem bir sanat olayıdır. Beş asır boyunca ve milyonlarca adet çekilerek üstad Mustafa Râkım”ın feyizli ellerinde bugünkü şekline kavuşmuştur. Yalnız burada sözü edilen hususlardan maksat ŞANLI TARİH duygusunu kamçılamak değil, günümüzde mahiyeti çok az bilinen hat sanatının gerçekde bu olduğunu ifade ve bir çok gönül erbabının da dikkatlerini bu sahaya çekebilmekdir. Yoksa Washington anıtında yer aldığı için değil. Orada yer almasının en güzel tarafi bu iddiayı isbâta yarayacak çok çeşitli yazırlarla, değişik alfabelerle aynı mekanda bulunmasıdır.
Yazışmalar başlıyor
Şimdi bu mes”eleyi aydınlatacak belgeleri gözden geçirecek olursak bu konuyu dile getiren ABD Sefâreti”ne âit ilk belge şöyledir:
 ” Memalik-i Müctemia-i Amerika-yı Şimali Devleti”nin kürsi-i hükümeti olan Washıngton nam şehirde memalik-i mezkurenin müessis-i istiklaliyeti ve prezidanse-i evveli olan meşhur Washıngton”un ibka-yı namı içün çend seneden beru beş altı yüz kadem yükseklikte olmak üzere bir direğin vaz” ve inşasına mübaderet olunmağla ve direk-i mezkur da vaz” olunmak üzere düvel ve memalik-i saire taraflarından birer taş yahut mermer parçası irsal olunmuş olduğundan memalik-i mezkure devlet ve ahalisine ikramen ve bir eser-i dosti-i hazret-i şehriyarileri olmak için tulen iki endaze ve arzen bir endaze olarak bir mermer parçası üzere tuğra-yı garra-yı şahaneleri ile bir münasib sene tarihi mahkuk bir kıta mermer taşının biz huluskarına ihsan buyurulmasına himmet-i devletleri inayet buyurmaları taraf-ı Senâveriden hasseten rica ve niyaz olunur.[11]
 29 R. 1269
 J. P. Brown
28 Şubat 1853 tarihinde sadr-ı a”zam damat Mehmet Ali Paşa [12] mâbeyne yazdığı arz tezkiresinde sefaretin talebini dile getirerek işbu direk için belirtilen ölçüde bir mermer kitâbenin yapılarak ” bir dostluk eseri olmak üzere ” verilmesi hakkında ABD Sefareti”nden gelen takriri mabeyne takdimle padişah nasıl ferman buyurursa ona göre hareket olunacağını beyan etmiştir.
 2 Mart 1853”de mabeynden sadarete cevapda ise; “sadaret tezkiresinin Abdülmecid Han tarafından görüldüğü istenen ölçüde bir kitâbenin verilmesini irâde buyurduğu “ancak mezkur kitâbenin bir adet resminin hazırlattırılarak saraya gönderilmesini istemiştir.[13]
 13 Mart günü Bâb-i Âli bu iradeyi, icabını yapmak üzere ticâret nâzırı damat Ahmed Fethi Paşa”ya havale ve “Abdülmecid Hân”dan bu hususta irâde çıkdığını, bahsedilen şekilde bir mermer kitâbenin verilebilmesi için de öncelikle Abdülmecid Hân tarafindan bir resminin istendiğini beyânla tanzim olunacak resmin Bâb-ı Âli”ye gönderilmesini…” istemiştir.
 18 Nisan tarihli cevabında Fethi Paşa : “Tanzim ettirilen resimle, sadârete sunulmuş bulunmaktadır. Fakat bu taşın konulacağı yerin yüksekliği ve hak olunacak tarihin mısra adedi belli olduktan sonra hazırlanacak taşın cesâmet ve yakışığına göre tarih mahalli ayrılıp tanzimden sonra mı oraya tatbik olunacaktır ? Bunun da önceden bilinmesi lâzım geleceği, erbabı tarafindan haber verilmesiyle izahat istemek mecburiyeti doğmuş olup ancak bunların tesbiti yapıldıktan sonra gerekenin yapılacağını ” bildirmiştir.[14]
 Buradan A. B. D. Büyükelçiliği”nin ilk yazısında bahsettiği 2 x 1 endâzeden (65×130 ) Fethi Paşanın haberdâr olmadığı anlaşılıyor. Bu sebeble olacak ki 4 Mayıs tarihli yeni bir yazı ile büyükelçilik istenen eb”adın “bir buçuk arşın murabba” yükseklikde, üzeri tuğra-yı şâhâne ve münasip bir tarih beyti ile süslü bu büyüklükte bir
 taşın yeteceği, sözü edilen dairenin yüksekliğinin ise tahminen yimi arşın olduğu cihetle
 de bu cesâmette bir kitâbenin kifayet edeceğini ” bildirmiştir.[15]
Tarih beyti hazır
Bunun üzerine 25 Mayıs”da henüz on günlük Sadrıa”zam olan Mustafa Nâilî Paşa Îkinci Mahmud ve Abdülmecid devrinde tarih düşürmesi ile meşhur ve Şeyh Gâlib”in de süt çocuğu olan evkâf nâzırı Ahmet Sadık Ziver Paşa”ya (1793-1861) müracaatla “münasib bir beytin tanzim ve tertibiyle cânib-i Bâb-ı Âli”ye irsalini ” taleb etmiş, bu talebe Ziver Paşa 30 Mayıs”da; “başım üstünde müstesna bir yere sahip olan yüce Sadâret”in emrini almış bulunmaktayım. Yazdığım beytlerden hangisi seçilirse onun kazınması için gereğinin yapılmasına müsaade buyurulması niyazıyla acizane üç beyt yazıp takdim ediyorum. Emir ve ferman yüce Sadâret”indir”[16] cevabıyle Ziver Paşa yazdığı beytleri takdim etmişdir.
Devâm-ı hulleti te”yid içün Abdülmecid Hân”ın
Yazıldı nâm-ı pâki seng-i bâlâya Vaşinton”da
Amerika devletiyle olalı hullet bedid
Bak Vaşinton”da yazıldı nâm-ı Hân Abdülmecid
Şahinşeh-i Rûm u Arab şâh-ı zaman Abdülmecid
Bu senge nâmın yazdırub kıldı musâfâtı bedid [17]
Yukarıdaki yazışmalarda tarih beytinden söz edilmekte ise de kitabede yazılı olan 1269 veya ona yakın bir tarih çıkmamaktadır. Birinci beytin ilk mısraının ebced olarak karşılığı (2186), normal şartlarda tarihe esas alınan ikinci mısraın mukabili ise (906) dir. Yine aynı mısraın mücevher (cevher, menkut) tarihi (661), mühmel tarihi de (245) olduğuna göre bu, ya tarih beyti değil veya muammâdır. Ayrıca Zîver Paşa özellikle mücevher tarih düşürmesiyle meşhurdur ve bu konuda zamanında ciddi tenkitlere de uğramış, hatta Bayburtlu Zihni sırf bu sebeple onu hicvetmiştir.[18]
 Bir de şu var: Zîver Paşa”nın yazdığı bütün şiirler ve düşürdüğü tarihler sonradan yayınlanmıştır. Âsâr-ı Zîver Paşa ve Zeyl-i Âsâr-ı Zîver Paşa adlı bu eserlerde düşürdüğü tarihler, şiirlerin sonunda râkamla da gösterildiği halde bu üç beytle beraber iki sahife kadar tutan başka bir takım beytlerden sonra herhangi bir rakam konmamıştır.[19]
 30 Mayıs tarihiyle Bab-ı Ali”ye takdim edilen bu beytlerden birincisi mermere kazınmıştır.
 Bâb-ı Âli bu beytleri 16 Haziran”da saraya sunarak: “Amerika devletinin başşehri Washington”da yapılmakta olan direğe konmak üzere ABD Sefâreti tarafından istenen taşın resmi ve yazılacak tarih beytleri tanzim ve inşâd olunarak bir kaç çeşit resimle birlikte padişahın tercih ve takdirine sunulmuş bulunmaktadır. Bu hususda çıkacak irâdeye göre icâbının yapılacağı beyaniyle işbu Sadâret tezkiresi kaleme alındı.”
Bu tezkireye saraydan 17 Haziran günü; “Göndermiş olduğunuz resimler ve beytler Abdülmecid Hân tarafindan görülmüştür. Tercih edilen resme kırmızı mürekkeple “mim” işareti koymuş olup onun yapılması için padişah ayrıca emir de vermiştir. Buna göre gereğinin yapılması. Adı geçen resim ve beytler de Bâb-ı Âli”ye iâde olunmakla icâbına bakılması hususunda emir ve irâde yüce makamınızındır.” meâlinde bir cevap gelmiştir.[20]
 Burada adı geçen resimlere arşiv vesikalarında rastlanmadı, fakat mevcut şekil olduğu da şüphesizdir. 13 Temmuz 1853”de Sadâret, Ticaret Nezâret”ine şu talimatı verdi: “ABD”de yapılan direğe konacak kitâbe ile alâkalı olarak yaptırılan resimler gönderilmiştir. Bunlardan üzerine kırmızı mürekkeple “mim” işareti konan resim ve tarih ekde sunulmuş olup adı geçen taşın bu resme uygun olarak ve çabucak tanzimi ve tarihin de aynı şekilde yerine kazdırılarak sefarete verilmek üzere Bâb-ı Âli”ye gönderilmesi bâbında işbu Sadâret tezkiresi yazıldı. “
Kitabe Hazırlanıyor
 Bu kitabenin mermere işlenmesi işinin iki aydan fazla bir zaman aldığı anlaşılıyor. A. Fethi Paşa ile becâyiş yoluyla Tophane Müşirliğin”den Ticaret Nezareti”ne
 gelmiş olan Namık Paşa ”nın[21] 20 Eylül tarihli cevabı şöyle idi… ” mim “le işaretli resme tatbikan bir adet taş imal ettirilmiş ve ekde gönderilen tarih de yerine yazdırılarak Dâru”1-Fünun”da hazır ve müheyya beklemektedir. Masrafları 3750 Kuruş olan bu eserin
 yerine verilmek üzere işbu paranın mâliyeden ödenmesi için durumun Maliye Nezareti”ne havalesi ve mezkur kitâbenin de görülmek üzere Bâb-ı Âli”ye gönderilmekde
 olduğu derin bilgilerinize arz olunur.[22] “
 Bu vesikada adı geçen Dâru”1-Fünun binası Âyasofya Câmi-i Şerifi”nin deniz tarafinda idi. 1848 -1863 yılları arasında Dâru”1-Fünun olmak üzere yaptırılmış ise de bu maksada hizmet nasib olmadı. Önce Mâliye ve Adliye Nezaretleriyle daha sonra Birinci ve Îkinci Meşrûtiyet”de Meclis-i Meb”usân olup, Aralık 1933”de ise İstanbul Adliye”si iken içindeki çok değerli eşya ve arşiviyle beraber yanmıştır[23]. Bugün arsası boştur.
 Sadâret bu sefer de bu masrafla ilgili olarak Sultan Abdülmecid”in onayını almak üzere mabeyne şu tezkireyi gönderdi.
 ” Ticaret nazırı ile muhâbereyi şâmil olup padişahın görüşüne sunulan tezkiredeki cevaba göre Washington”a gönderilmek üzere hazırlanmış, tugra ile süslü ve tarih beyti de kazılmış olan taş hazırdır. Zât-ı Şâhâne uygun bulursa bunun masrafı olan 3750 kuruşun mâliyeden ödenmesi ve mezkur taşın da sefârete teslim olunacağı beyanıyle işbu Sadâret tezkiresi yazıldı. 23 Eylül 1853. Bu tezkireye saraydan gelen cevapda :
 “Sadâret tezkiresi ile Ticaret Nezareti”nin ekli tezkiresi Abdülmecid Han tarafindan görülüp incelenmiş ve bahsedilen meblağın da mâliyeden ödenerek kitâbenin sefârete teslimini irâde etmiştir. Adı geçen tezkireniz de iâde olunmakla bu hususda emir ve irâde yüce Sadâret”indir.[24]” 25 Eylül 1853.
 “4 Ocak 1854 günü ABD Sefâreti”nden gelen yeni bir yazıda : “Abdülmecid Hân tarafindan . . . Washigton Moment”ine konulmak üzere gönderilen mermer kitâbenin Dersaâdet”den Amerika”ya navul vesâir cüz”i masrafları karşılığı olan 390 kuruşun Bâb-ı Âli”ce ödenmesinden duyulan memnuniyete -mukabil teşekkür- bâbında nâçizâne bu tezkire yazılıp takdim olundu.[25]”
 Yalnız bu belgede bahsedilen 390 kuruş nakliye ücretinin o tarihde ödendiği değil de beher halde ödeneceğinin va”dedildiğini anlamak daha doğru olur. Çünkü arkadan gelen belgelerden bu netice çıkıyor. Nitekim Bâb-ı Âli”nin 13 Ocak 1854 tarihli yazısında” Amerika”nın Washington şehrinde yapılmakda olan direğe konulmak üzere Devlet-ı Aliyye tarafindan yapdırılıp gönderilen taşın taşıma ücreti olan 390 kuruşa dair Amerika Sefâreti tarafından gönderilen varaka çok değerli görüşünüz alınmak için ekde sunulmuş olup söz konusu paranın ödenmesi ile ilgili düşüncenizin yazıyla bildirilmesi “. Bâb-ı Âli”nin bu tezkiresine gelen cevap:
 “Almakla büyük şeref duyduğum bu Sadâret emri ile ekli vesikadaki hususlar malumum olmuştur. Sözü edilen 390 kuruşun Mâliye Hazinesi”nden te”diyesi isabetli olup işbu paranın verilmesi için maliye nazırına bir Sadâret buyruldusu ile havalesi gerekeceği yüce makâmınızca bilinen hususlardan olup emir ve ferman da yine zât-ı devletlerinindir. [26]” 17 Ocak 1853.
 Bu sefer Bâb-ı Âli, 25 Ocak günü Maliye Nezareti”ne havale etmeden önce durumu saraya arzetmiştir.” . . . Devlet-i Aliyye tarafindan . . . gönderilen kitâbenin nakliye masrafı olan 390 kuruşa dair Ticaret Nezareti vekaletiyle yapılan yazışmaya müteallık tezkire Sultan Abdülmecid”in iradesini almak üzere sunulmuş bulunmaktadır. Tezkire hamişinde de gösterildiği üzere bu paranın verilmesi için durumun Maliye Nezâreti”ne havalesi hakkında nasıl bir irâde sâdır olursa ona göre hareket olunacağı beyâniyle bu Sadâret tezkiresi kaleme alındı. “
Mâbeyn başkâtibi bir gün sonra verdiği cevapda ” Saygıyla elimize geçen bu tezkire-i sâmiye ile zikrolunan tezkire ve varaka padişah tarafindan görülmüştür. Talebiniz üzere adı geçen meblağın mâliye tarafindan ödenmesi için irade de çıkmıştır. Bahsi geçen tezkire ile varaka irâde olunmakla durum Sadâret”in tensibine bırakılmış olup icâbını yapmanız için emir ve ferman da zât-i âsâfânelerinindir.[27]” 26 Ocak 1854 .
İşbu belge 29 Ocak 1854( selh R 70) tarihiyle Hariciye”ye gönderilerek bu husus böylece noktalanmıştır. Bu meseleye dâir ileride belki daha başka belgeler de çıkabilir. Bu kitâbe o günden bugüne Devlet-i Aliyye”nin güzide bir hâtırası olarak Washington Âbidesi”ni süslemektedir. Her gün ortalama 3000 kişinin ziyaret ettiği bu eser aynı zamanda milletimizin yâd-ı cemiline de vesile olmaktadır. Ziyaretçilerinin pek çoğu bugün Türkiye diye bir devletten habersiz olmakla beraber Osmanlı Devletini tanımak fırsatını buluyorlar. Bu da bir bahtiyarlık. Onun emsallerinden binlercesi ve daha da değerlileri bugün “özyurdunda garip, özvatanında parya” iken o ABD”de hür ve saygıdeğer bir mevkidedir. Hem ABD”de 1057 sayılı, “…Resmi ve mülki daireler üzerindeki Tuğra ve padişah medhiyelerinin kaldırılmasına dair kanun” da yoktur.
İbrahim Baybura”nın ” Amerika Tarihçesi.. “nde yer alan fotografta görülen iki kırık parçanın Zaman Gazetesi”nin 14 Şubat 1998 tarihli nüshasında sağlam görülmesi, bu eserin iyi korunduğunu göstermektedir. Bu hassasiyet de cidden takdire şâyândır.
 Bu kitâbeye ait nesta”lik beyti yeni başdan kopya eden hattat Ali Toy ile Înternet”den bu âbide ile ilgili bilgileri bulup tercüme eden Dr. Oğuz Îcimsoy”a burada teşekkürü borç bilirim.
[1] M. Ünv. FEF . Arşivcilik Bölümü Öğr. Gör.
[2] Internet bilgileri.
[3] Mehmet İhsan: Şehbal 9/171 1 Ağustos 1325.
[4] Ayşe Göktürk Tunceroğlu: Zaman 14 Şubat 1998.
[5] Dünya Devletleri Ans. Y.Y , Y.T yok s:100.
[6] Ceride-i Havadis 628 . 28 Ş. 1269.
[7] BOA, İ Hr :4525,4731,5130.
[8] Baybura, EM. Kur. Alb.İbrahim: Amerika Tarihçesi…Yer ve TY. S 152.
[9] Ünver, Ord. Prof. Dr. Süheyl:Amerika Notları , Süleymaniye Ktb. 756.
[10] Ayvazoğlu ,Beşir: Aşk Estetiği 127-128.
Yazır, Mahmut Bedrettin: Kalem Güzeli C.1 , Ankara 1972.
[11] İ. Hr: 4660/1
[12] İ. Dh :17053.
[13] İ.Hr: 4660/2
[14] İ.Hr: 4833/1
[15] İ. Hr:4833/2.
[16] İ.Hr: 4833/3.
[17] İ.Hr:4833/4.
[18] İnal, Mahmut Kemal: Son Asır Türk Şairleri, İst. 1930, Orhaniye Matb. s: 2093.
[19] Ziver Paşa: Zeyl-I Asar-ı Ziver Paşa, Dersaadet 1315, Orhaniye Matb. s: 129.
[20] İ.Hr: 4833/5
[21] A Dvn: 88/ 99, Takvim-i Vekayi” 487.
[22] İ.Hr: 4981/1.
[23] İstanbul Kültür vee Sanat Ansiklopedisi, Tercüman Tesisleri, 1982. C. 1. /282-283.
[24] İ.Hr: 4981/2
[25] İ. Hr: 5176/1
[26] İ. Hr: 5176/2
[27] İ. Hr: 5176/3
Bunu Paylaş

Yorumlar kapatıldı.